Erdoğan, 29. İstişare ve Değerlendirme Toplantımızın açılışında konuştu
Tarih: 06-10-2019 13:01:00 + -


Katılımcıları selamlayan Erdoğan, AK Parti'nin 7. Olağan Kongre sürecini başlattıkları bir dönemde gerçekleştirilen toplantının ülke, millet ve parti için hayırlara vesile olmasını diledi.

Erdoğan, 29. İstişare ve Değerlendirme Toplantımızın açılışında konuştu

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam Eliz Hotel'de düzenlenen 29. İstişare ve Değerlendirme Toplantımızın açılışında konuştu.

Katılımcıları selamlayan Erdoğan, AK Parti'nin 7. Olağan Kongre sürecini başlattıkları bir dönemde gerçekleştirilen toplantının ülke, millet ve parti için hayırlara vesile olmasını diledi.

Partinin kuruluşunu 18 yıl önce, 14 Ağustos 2001 yılında "aydınlığa açık, karanlığa kapalı" diyerek, resmen ilan ettiklerini belirten Erdoğan, "Hep söylediğim gibi AK Parti'yi kuran da istikametini gösteren de bugünlere gelmesini sağlayan da daima milletimiz olmuştur. Biz, ilk günden beri sadece milletimizin bize verdiği görevleri yerine getiriyoruz." diye konuştu.

Kurulduktan bir yıl kadar sonra yapılan genel seçimlerde milletin teveccühüyle tek başına iktidar olarak ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiklerini hatırlatan Erdoğan, ülkenin AK Parti döneminde bir asra yaklaşan Cumhuriyet tarihinin en az kuruluş yıllarındaki kadar önemli gelişmelerine şahitlik ettiğini vurguladı.

"Milletimizle olan güçlü ve hasbi bağımız sayesinde, girdiğimiz her mücadeleden hamdolsun alnımızın akıyla çıktık." diyen Erdoğan, Türkiye'nin demokrasi ve ekonomide hapsedildiği, çok uzun yıllar boyunca da kurtulamadığı geri kalmışlık zincirini AK Parti ile kırmayı başardığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

"Kendini milli iradenin üstünde gören vesayetçi anlayışını, tüm çırpınmalarına rağmen ülkemizden kazıyıp attık. Darbe ve cunta teşebbüsleri artık karşısında doğrudan milletimizi buluyor. Siyaset mühendisliği hesaplarıyla milli iradenin arkasından dolanma gayretleri hep hüsrana uğruyor. Sırtını millete değil de başka güçlere dayayan herkes tepetaklak yuvarlanıyor. Terör örgütleri üzerinden ülkemizi ve milletimizi esir almaya kalkanların oyunları boşa çıkıyor. Son olarak ekonomi üzerinden yazılan felaket senaryolarını da birer birer bozuyoruz. Milletimizin özgürlüğüne gözünü dikenlere olduğu gibi ekmeğine el uzatanlara da bunun bir bedeli olduğunu hatırlatıyoruz."

Son dönemde yaşanan gelişmelerin Türkiye olarak, özellikle Türkiye ortak paydasında buluşan herkesle yol yürümeleri gerektiğini gösterdiğini belirten Erdoğan, Cumhur İttifakı çatısı altında MHP ile 15 Temmuz gecesinden beri yürüttükleri çalışmaların memnuniyet verici şekilde sürdüğünü bildirdi.

Erdoğan, "Önümüzdeki dönemde MHP ile çok daha kapsamlı ve yakın şekilde çalışmaya devam edeceğiz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vesileyle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye AK Parti olarak geçmiş olsun dileklerini iletti.

"BİRLİK, DİRLİK, BERABERLİK, DAYANIŞMA, KARDEŞLİK ÇAĞRISI"

TBMM'nin yeni yasama döneminin açış konuşmasında da ülkenin geleceği için birlik, dirlik, beraberlik, dayanışma, kardeşlik çağrısında bulunduğunu anımsatan Erdoğan, Türkiye'nin ve Türk milletinin menfaatleri söz konusu olduğunda tüm siyasi partilerin, tüm toplum kesimlerinin birlikte hareket edebilme erdemine sahip olduğuna inandığını belirtti.

AK Parti olarak bu konudaki samimi ve ilkeli duruşlarını sonuna kadar koruyacaklarını vurgulayan Erdoğan, "İşte böyle bir ortamda AK Parti 7. Olağan Kongre sürecini başlatıyoruz. Delege seçimleriyle başlayıp belde, ilçe ve il kongreleriyle devam edecek bu süreci olağan büyük kongremizde nihayete erdireceğiz." diye konuştu.

Olağan kongre hazırlıklarının her aşamasını dikkatle, hassasiyetle hedeflerine uygun şekilde yürütmeleri gerektiğini ifade eden Erdoğan, amaçlarının milletle gönül bağını tahkim edecek daha güçlü bir teşkilat yapısı oluşturmak olduğunu söyledi.

Dünya değişirken, Türkiye değişirken AK Parti'nin yerinde saymayacağını belirten Erdoğan, "Ülkemizi bugünlere getiren parti olarak milletimizin geleceğe ilişkin beklentilerinin de tek adresi Allah'ın izniyle yine biz olacağız. Hiç endişeniz olmasın. Bunun için 24 Haziran ve 31 Mart seçim sonuçlarını da göz önünde bulundurarak partimiz ve ülkemiz için en doğru adımları atmakta kararlıyız. Kongrelerimizde bu kararlılığımızın somut tezahürlerini ortaya koyacağız." değerlendirmesinde bulundu.

"TÜRKİYE'Yİ 2023 HEDEFLERİNE MUTLAKA ULAŞTIRACAĞIZ"

Ülkeye ve millete kazandırdıkları hizmetlerin, birileri ısrarla inkar etmeye, sıradan hale getirmeye çalışsa da tarihi öneme sahip olduğuna işaret eden Erdoğan,  şunları söyledi:

"Bu hizmetleri milletimize en doğru ve etkili şekilde anlatmalıyız. Elbette bununla yetinmeyecek yeni ve toplumun tüm kesimlerini kucaklayacak politikalar, projeler geliştirecek, icraatları da ortaya koyacağız. Ülkemizdeki her bir vatandaşımızın geleceği için hayal kurmaya ve bunları hayata geçirmeye devam edeceğiz. Genel merkezimiz ve tüm teşkilatlarımızla, Meclis grubumuzla, kabinemizle, kurumlarımızla ahenk içinde Türkiye'yi 2023 hedeflerine mutlaka ama mutlaka ulaştıracağız." 

Kongre sürecinde şekillenecek yeni teşkilat yapısının, gelecek dönemde AK Parti'nin sürükleyici gücü olacağını kaydeden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Belde, ilçe, il başkanlarımızı ve yönetimlerini bu anlayışla belirleyeceğiz. Her fırsatta ifade ettiğim gibi milletimiz bize destek ve oy vermek zorunda değildir. Biz milletimizin gönlünü kazanarak bunu sağlayacağız. Ana kademe, kadın kolları ve gençlik kolları yönetimlerimizin, milletvekillerimizin, belediye başkanlarımızın, belediye ve il genel meclis üyelerimizin asli görevi budur. AK Parti'yi temsil etmek demek, millete hizmetkar olmak demektir. Bunun yerine AK Parti'nin kendisine sağladığı gücü millete tepeden bakmak, milleti hiçe saymak, sadece şahsi çıkarlarını korumak için kullanan zihniyetin partimizin çatısı altında yeri yoktur. Parti yönetiminden ülke yönetimine kadar her bir arkadaşımız kendisine tevdi edilen vazifeyi yetki ve sorumlulukları çerçevesinde layıkıyla yerine getirmekle görevlidir. Hiç kimsenin üstlendiği sorumluluğun gereğini yerine getirmeyip, her şeyi bir üste özellikle de şahsıma havale etme kolaycılığına kaçmaya da hakkı yoktur. Bu tabii bizi ciddi manada üzüyor. 'Beyefendi böyle talimat verdi, böyle istedi' haberimiz yok ama bunun istismarını yapanlar var. Bunları da buradan sizlerin şahsında tüm milletime özellikle duyuruyorum. Şunu herkes bilmeli ki bunların hepsi maalesef fırsatçılıktır. Bu fırsatçılara ikan vermeyeceğiz. Hep birlikte işimizi en iyi şekilde yapacak, bunun için gereken inisiyatifleri alacak, sorumlulukları üstleneceğiz."

AK Parti'yi milletin kurduğunu belirten Erdoğan, "AK Parti milletin partisi olduğunu, milletin hizmetkarı olduğunu, gelecekte de bu vasfıyla milletin gönlündeki yeri koruyacağını inşallah bir kez daha ispat edecektir. Sizlerden de attığınız her adımda bu hassasiyetle hareket etmenizi özellikle rica ediyorum." ifadelerini kullandı.

Geniş siyasi temsil gücü ve icraat birikiminin yanında kadim bir medeniyet tasavvuruna sahip olmasını, AK Parti'nin en önemli özelliği olarak tanımlayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu an yaklaşık 10 milyon 500 bine varan bir üye sayısına sahibiz. Bu hiçbir partide yok. Bu partimize olan sevdanın, partimize olan mensubiyet duygusunun ne denli ileride olduğunu gösteriyor. Şimdi bunu ilmek ilmek işlememiz lazım. Üyelik şuurunu çok farklı bir yere çıkartmamız lazım. Bizim medeniyetimizin kökleri, ilk insan ve ilk peygamber Hazreti Adem aleyhissalatu vesselamdan son peygamber Resul-i Ekrem Efendimize kadar uzanır. Bizim medeniyetimizin kökleri, milletimizin binlerce yıllık şanlı tarihinin bilinen en uç noktasına kadar gider. Bizim medeniyetimizin kökleri insanlığın ve özellikle de coğrafyamızın tüm birikimini kucaklayacak kadar derinlere iner."

"BİZLERE ÇOK BÜYÜK SORUMLULUK DA YÜKLÜYOR"

Partisinin teşkilatları, milletvekilleri, belediye başkanları ve üyeleriyle kadim medeniyet davasının, tarihin ve kültürün takipçisi ve taşıyıcısı olduğunu bildiren Erdoğan, "Maziden atiye kurmak için çalıştığımız köprünün inşaacısı da müdafi de geliştiricisi de işte bu kadrodur. Böyle bir anlayışla siyaset yapmak aynı zamanda bizlere çok büyük sorumluluk da yüklüyor." dedi.

Yükleri ne kadar ağır olursa olsun seferin de tahammülün de içlerinde bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Unutmayan bir bilinçle davamıza sıkı sıkıya sarılmakta kararlıyız. AK Parti saflarına katılan erkeğiyle, kadınıyla, genciyle, her kesimden her anlayışta insanımızı işte bu büyük medeniyet davamıza ortak etmekle mükellefiz. Bu kapıdan girmiş herkesin, özellikle kadın kardeşlerimizin ve gençlerimiz ülkemize, dünyaya, hayata bakışıyla pratikleri konusunda olumlu yönde bir değişim sağlamayı başarmış olmalıyız.

Şayet bunu temin edememişsek işimizi eksik yapıyoruz demektir. Pusulası olmayan bir gemi, rotası olmayan bir uçak, istikameti belli olmayan herhangi bir araç nasıl kaybolup giderse medeniyet davası olmayan bir toplum da aynı akıbete mahkumdur. Türkiye'yi geçmişinden ve özünden kopartma gayretlerinin amacı işte budur. Dünyadaki pek çok toplum gibi bizim de kimliksiz, kişiliksiz, köksüz, hazan yaprakları gibi rüzgarın önünde sürüklenen bir millet haline gelmemizi bekliyorlar ama buna fırsat vermeyeceğiz."

"FİTNE ODAKLARI BİZİ YILDIRMASIN"

Türkiye'nin hem bölgenin hem dünyadaki medeniyet davasının öncüsü olduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu konuda da kararlıyız, kararlılığımızı da sürdüreceğiz. Kararlığımızdan asla taviz vermeyeceğiz. Ne kadar güçlü eserse essin kendimizi bu yıkıcı rüzgarın akışına bırakmayacağız. Çünkü Rabbimiz bize, 'Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer inanıyorsanız muhakkak üstünsünüz' buyuruyor. İnancından ve imanından şüphe duymayan insanlar olarak hiçbir engelin bizi durduramayacağına inanıyoruz. Yıkılmaz sanılan nice korku dağlarını bu anlayışla yerle yeksan ettik, bugünlere öyle geldik. Aşılamaz sanılan nice korku deryalarını bu anlayışla geride bıraktık. Bugün karşımızda duran her meseleye yine bu anlayışla yaklaşıyor, üzerine üzerine gidiyoruz. Fitne odakları bizi yıldırmasın çünkü bu fitne odaklarına karşı kardeşlik bağlarımızı, özellikle de 'Ancak inananlar kardeştir' düsturuyla aşarak yolumuza devam edeceğiz."  

 Erdoğan, tüm vatandaşları kucaklayabilecek bir medeniyet zenginliğine sahip olunduğuna işaret ederek, "Daha önemlisi geniş bir coğrafyaya yayılmış kardeşlerimiz ve soydaşlarımızla birlikte bu büyük medeniyet davasının küresel temsilcisi olma sorumluluğunu üstlenmiş durumundayız. Bunu bizim söylememize gerek yok, bunu zaten küresel dünyadaki bu kardeşlerimiz söylüyor." diye konuştu.

"DAVAMIZIN ZAFERE ULAŞACAĞI KONUSUNDA EN KÜÇÜK BİR ŞÜPHEMİZ YOK"

"Hedeflerimize ulaşmak üzere çıkacağımız yolculuk için sabahı bekleyemeyiz." diyen Erdoğan, AK Parti'nin 17 yıllık iktidar döneminde en çok ihmal edilen hususların eğitim ve kültür, yani medeniyet davasının iki büyük taşıyıcısı olduğunu her fırsatta ifade ettiğini hatırlattı.

Erdoğan, şunları kaydetti:  

"Dolayısıyla hemen şu an harekete geçmeliyiz çünkü zaten bir gecikme söz konusu. Yeni neslin ufkunun genişliği, heyecanı, kendini geliştirme kabiliyeti, azmi en büyük umut kaynağımızdır. Bize düşen, elimizdeki bu kıymeti medeniyet değerlerimizle tesis ederek paha biçilemez bir hazine haline dönüştürmektir. Hayatımızın hiçbir döneminde olduğu gibi bugün de davamızın zafere ulaşacağı konusunda en küçük bir şüphemiz bulunmuyor. Milletimizin her bir ferdini hiçbir ayrım, hiçbir farklılık, hiçbir hesap gütmeksizin bu büyük mücadelede yanımızda yer almaya davet ediyorum. İnşallah 7. Büyük Kongremiz, bu davetin bir zemini bir vesilesi olacaktır."

AK Parti'nin kapısının büyük medeniyet davasının heyecanını paylaşan herkese sonuna kadar açık olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Her AK Parti'linin önünde de görev alma, sorumluluk üstlenme, partisine, ülkesine ve davasına hizmet etme konusunda tüm kapılar sonuna kadar açıktır. Birlik, beraberliğimiz kardeşliğimiz, en büyük gücümüzdür. Adalet duygumuza, vicdanımıza, ahlakımıza, dirayetimize, ülkemize, hizmet aşkımıza sahip çıktığımız sürece hiç kimse milletimizle aramıza giremez." ifadelerini kullandı. 

Erdoğan, Türkiye'yi başka türlü dize getiremeyeceklerini görenlerin tüm güçleriyle AK Parti'nin üzerine yüklendiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Partimize yönelik saldırıların sebebi şahsım veya tek tek şahıslarımızın değil, temsil ettiğimiz davanın en büyük tehdit olarak görülmesindendir. Şahıslar gelip geçer ama bu dava ilanihaye bakidir. Bu kadro tek yürek, tek bilek olduğu müddetçe ne dışarıdan ne içeriden hiçbir güç bizi hedeflerimize doğru yürümekten alıkoyamaz. Biz bu ülkenin dünüydük, biz bu ülkenin bugünüyüz. Biz bu ülkenin inşallah yarını da olacağız."

AK Parti'nin kurulduğu günden ve iktidara geldiği 2002'nin Kasım ayından bu yana her alanda Türkiye'yi geliştirmenin, kalkındırmanın, ileriye götürmenin çabası içerisinde olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bu çerçevede eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaşımdan enerjiye, tarımdan sanayiye, sosyal güvenlikten çevreye kadar her alanda tarihi reformları hayata geçirdik. Her fırsatta bilhassa da şehirlerimizi ziyaretlerimde bu hizmetleri özetle de olsa teker teker anlatmaya özen gösteriyorum. Bizim en büyük referansımız 17 yılda ülkemize kazandığımız hizmetler ve yatırımlardır. Ülkemizin 81 vilayetinin her birinin altyapı ve üst yapısını adeta yeni baştan inşa ederken demokrasi ve hukukun üstünlüğünü güçlendirdik."

"NE NİYETİMİZ NE PLANIMIZ NE DE ÇABAMIZ SÖZ KONUSU"

Erdoğan, bunların yanında Türk siyasi tarihinin en büyük yönetim reformunu yaparak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni ülkeye kazandırdıklarını söyledi.

Türkiye tarihinde ilk defa bu denli kapsamlı bir değişimin tamamen demokratik yöntemlerle ve milletin desteğiyle gerçekleştirdiğine işaret eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Birinci yılını geride bıraktığımız Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin çok uzun yıllar boyunca ülkemizin ihtiyaçlarını karşılayacağına inanıyorum. Bu vesileyle son günlerde yaşanan anlamsız bir tartışmaya da burada son noktayı koymak istiyorum. Cumhurbaşkanının seçilme oranının yüzde 50'den yüzde 40'a düşürülmesiyle ilgili ne düşüncemiz ne niyetimiz ne planımız ne de çabamız söz konusudur. Bu tür atıfta bulunanlar aynaya baksınlar. Biz bir şeyi kayda geçirdiğimiz zaman o iş bitmiştir. Biz öyle bir akitleştik ki öyle bir vahitleştik ki bizim bu vaadimiz kayda girmiştir. Bu bir borç gibidir. Kime, millete. Yüzde 50 seçilme yeterliliği yeni sistemin adeta omurgasıdır. Ve bu iş bitmiştir."

"CHP BURADAN KENDİNE BİR ŞEY ÇIKARMAYA GAYRET EDİYOR"

 "Türkiye'de bir daha hiç kimsenin küçük bir azınlığa veya vesayete dayanarak millete zulüm etmemesi için bu oranı korumanın gerekli olduğuna inanıyoruz." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu görüşlerini paylaştı:

"CHP buradan kendine bir şey çıkarmaya gayret ediyor. Sana buradan bir şey çıkmaz. Buradan sana kemik de düşmez. Milletin talep ve tercihlerinin ülke yönetimine en güçlü şekilde yansımasının yolu cumhurbaşkanının seçmenlerin yarıdan fazlasının bir oyu ile seçilmesinden geçiyor. Bu yapıldı mı? Yapıldı. Bu iş bitmiştir. Hala burada farklı tasarruflarda bulunmanın gayretine girenler çok yanlış bir yoldadır. Cumhurbaşkanı seçilmek için yüzde 50 sınırının konulması rastgele tercih değildir. Gayet bilinçli ve vazgeçilmez bir kriterdir. Bu tartışmayı bir daha açılmamak üzere kapatıyoruz."

Erdoğan,  yeni sistemin ilk bir yıllık uygulamaları ışığında eksikliklerin ve aksaklıkların belirlenmesine yönelik kapsamlı çalışmanın yapıldığını belirterek, "Bu çalışma yaşanan sorunların tamamının sistemden değil uygulamadan kaynaklandığını gösteriyor. Eğer eleştirileriniz varsa, bazı eksiklikler tespit ediyorsanız bunu bizim ilgili mercilerimize Parlamentoda grubumuza, Cumhurbaşkanlığında Cumhurbaşkanı Yardımcılığına bildirirsiniz. Ve biz de bunun değerlendirmesini yapar, bunlardan kaçınmayız ve bu tür eksikliklerini de gideririz. Olay bu kadar basittir." değerlendirmesini yaptı.

"EKSİKLİKLERİ GİDEREREK DAHA GÜÇLÜ YOLUMUZA DEVAM EDERİZ"

"Çünkü bu devlet bizimdir, bu ülke bizimdir. Bu eksiklikleri gidermek suretiyle daha da güçlü olarak yolumuza devam ederiz." diyen Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:

"Tabii alışkanlıkları değiştirmek kolay olmuyor. Eski sistemin refleksleriyle yeni sistemin işletilmeye çalışılması kaçınılmaz olarak birtakım sıkıntılara yol açıyor. Bunu da zamanla aşacağımızdan şüphe duymuyorum.Cumhurbaşkanı Yardımcımız tarafından yürütülen bu çalışmaların sonuçlarını ilk fırsatta kamuoyu ile paylaşacağız."

Erdoğan tamamlanan çalışmanın sadece sorun tespiti yapmakla kalmadığını aynı zamanda çözüm yollarını da içerdiğini vurguladı.

Bu tekliflerin de en kısa sürede hayata geçirileceğini belirten Erdoğan, "Gelecek nesillere bırakacağımız en önemli miraslardan birinin de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olduğuna yürekte inanıyorum." dedi.

"AMACIMIZ YARGI REFORMUNUN EN GENİŞ UZLAŞMA İLE GEÇMESİ"

Erdoğan, TBMM'nin yeni yasama dönemine başladığını hatırlatarak, yeni yasama döneminde Meclisten en büyük beklentilerden birinin, yargı reformu çerçevesinde hazırlanan kanun tekliflerinin sonuçlandırılması olduğunu vurguladı.

Yargı reformu strateji belgesindeki taahhütler doğrultusunda hazırlanan ilk paketin tüm siyasi partilerin değerlendirilmesine sunulduğunu ifade eden Erdoğan "Amacımız böylesine önemli bir konunun komisyonlardan ve Genel Kuruldan mümkün olan en geniş uzlaşmayla geçmesidir. Böylece milletimizin adalet ve hukukun işleyişinde etkinliğin sağlanması beklentisine en tatminkar cevabı verebileceğimize inanıyorum. Şimdi reform belgesi çerçevesindeki ikinci paketin hazırlıkları yapılıyor." diye konuştu.

"ZORUNLU SULH YOLU İÇİN MÜSTAKİL BİR DÜZENLEME ÖNGÖRÜLÜYOR"

Reform paketinin detayları konusunda da Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları anlattı:

"Bu kapsamda idarelerin taraf olduğu bazı uyuşmazlıklarla ilgili zorunlu sulh yolu için müstakil bir düzenleme öngörülüyor. Bu şekilde bazı uyuşmazlıkların daha mahkemeye gitmeden sulh yoluyla çözülmesi hedefleniyor. Tüketici  mahkemelerinde açılan davalar da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınıyor. Kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen ve gerçekten yürekleri dağlayan görüntülere yol açan çocukların anne babaya tesliminin icra ve iflas sisteminin dışına çıkartılması konusu da ikinci pakette yer alıyor."

Erdoğan ikinci pakette yer alan bir başka hususun noterlik kurumunun daha etkin hale getirilmesi olduğuna işaret ederek, "Noter yardımcılığı ihdası, noter ve noter yardımcılığı için sınav getirilmesi, bazı çekişmesiz yargı işlemlerinin noterlikte yürütülmesi gibi hususlar da bu başlık altında değerlendirilecektir." diye konuştu.

İkinci yargı reformu paketine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yoksulluk nafakasıyla ilgili tartışmaları sona erdirmeye yönelik düzenlemenin, ikinci pakette yer alacak başlıklardan biri olduğunu söyledi.

Bir diğer başlığın da hukuk yargılamalarının daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak üzere teşvik edilen sorunların çözümü olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"İkinci paketin en önemli başlıklarından biri de denetimli serbestlik şartları ve süresinin yeniden belirlenmesidir. Denetimli serbestliğin maktu yerine orantılı uygulamasını esas alan bir düzenleme, özel infaz usullerinin kapsamını da genişletiyor. Böylece infazın ıslah amacına uygun olarak gerçekleştirilmesi yönünde ilerleme kaydedilmesi hedefleniyor. Ana başlıklarıyla bu şekilde ifade edeceğimiz ikinci yargı paketini de tüm siyasi partilerimizin değerlendirmesine sunacağız. Bu paketin de uzlaşmayla Meclisimizden geçmesini temenni ediyorum. 

Yargı reformuyla amacımız milletimizin adalet beklentisine cevap vermektir, hukukun işleyişine ilişkin tereddütleri ortadan kaldırmaktır. Bu yönde katedeceğimiz her mesele ülke olarak geleceğimize daha güvenle bakmamıza katkı sağlayacaktır."

"SORUNLU BİR ZİHNİYETLE KARŞI KARŞIYAYIZ"

Türkiye'nin dış politikada geniş bir ilgi alanına sahip olduğunu, bu durumun, medeniyet ve tarihi geçmişinin zenginliğinden kaynaklandığını belirten Erdoğan, BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmanın, bu zenginliğin bir ifadesi olduğuna dikkati çekti.

Bu gerçeği bilmeyen veya görmezden gelenlerin, Türkiye'nin dış politika önceliklerini eleştirirken aslında cehaletlerini ve sığlıklarını gösterdiklerini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

"Hatta bunların arasında bekamızla doğrudan ilgili en kritik noktada dahi ülkemizin cari politikalarının tam zıttı yönünde girişimde bulunanlar çıkabiliyor. Türkiye, kendi iddiasıyla bu ülkenin en eski partisinin, siyaset üretemediği için iradesini terör örgütlerinin güdümündeki yapılara teslim edişinin trajik hikayesini seyrediyor. Bu parti, ülkemize sığınan Suriyeli mültecilere karşı bir nefret politikasının en başta gelen aktörlerindendir. Akşam başka, sabah başka ifadelerle de kendini kotarmaya çalışıyor. Üstelik bunların terör örgütünün işgal ettiği yerlerdeki demografiyi değiştirme başta olmak üzere insanlık suçlarına karşı hiçbir itirazlarını da duymadık. Buna karşılık Türkiye'nin, Suriyelileri evlerine kavuşturmayı amaçlayan adımlarına da şiddetle karşı çıkarak, rejimle ve terör örgütleriyle aynı çizgiye gelmekten çekinmiyorlar. Evleri, köyleri, kasabaları yerle yeksan edilmiş, çalışacak işleri kalmamış mazlumların iskanı ile ilgili projemizden rahatsız oldukları anlaşılıyor. Lafa gelince Suriye'nin toprak bütünlüğünden ve siyasi birliğinden söz edenlerin, fiiliyatta ise tek dertleri zalim rejimin ve bölücü terör örgütünün borazanlığını yapmaktan ibarettir. İşte böyle sorunlu bir zihniyetle karşı karşıyayız."

Demografik yapının değiştirilmesinin bir insanlık suçu olduğuna işaret eden Erdoğan, Suriye'de milyonlarca Arap, Kürt, Türkmen, Süryani, Yezidi ve Keldani'nin yaşadıkları yerlerden kopartılıp, Türkiye başta olmak üzere ülke dışına sürülerek, çok büyük bir insanlık suçu işlendiğinin altını çizdi.

"Sadece rejim bölgesine değil bölücü terör örgütünün işgali altındaki yerlere kimse dönmüyorsa bunun bir sebebi var." ifadesini kullanan Erdoğan, insanların, terör örgütünün tahakkümü altında canlarını, mallarını, ırzlarını ve geleceklerini güvenlik altında görmediklerini, Suriye Kürtleri'nden 100 binlercesinin de aynı sebeple hala Türkiye'de yaşamaya devam ettiğini kaydetti.

"PLANLARIMIZ, PROJELERİMİZ HAZIR"

Türkiye'nin güvenli bölge politikasının, Suriye halkının kendi evlerine dönüşü konusundaki en makul ve insani yol olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu gerçeği Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı bölgelerinde bizzat yaşayarak gördüklerini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, oldukça küçük sayılabilecek bu bölgelere bile 360 bin Suriyeli'nin geri dönerek yerleştiğini belirterek, "Amacımız, Fırat'ın doğusunu da altını çiziyorum barış pınarlarıyla sulamaktır. Bu bölgede, 1 milyonu yeni inşa edeceğimiz yerlerde, 1 milyonu da mevcut yerleşimlerde olmak üzere 2 milyon kişiyi iskan etmeyi planlıyoruz. Planlarımız hazır, projelerimiz hazır. Bunu BM Genel Kurulu'nda, ikili yaptığımız görüşmelerde devlet başkanlarına, başbakanlarına hepsine bunların kitapçıklarını teslim ettim." dedi.

"TÜRKİYE'YE DESTEK OLMAYA DAVET EDİYORUM"


Kaynak: ak.org

Bu haber 69 defa okunmuştur.

Etiketler :

YORUMLAR



İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Gunun Haberleri HABERLERİ